Menu
PSİKOLOJİ

Kararlarımız ne zaman daha akılcı olur?

Kararlarımız ne zaman daha akılcı olur?
Yayınlanma Tarihi: 07.11.2015
Okunma Sayısı: 1652

Birçok psikoloğa göre, insanda akıl yürütme iki farklı şekilde gerçekleşir. Zihnimizin hem sezgisel ve otomatik bir şekilde işleyen bir tarafı varken, hem de sistematik ve akılcı bir şekilde işleyen bir tarafı vardır.

Bu araştırmacılara göre biz karar verirken genellikle direksiyon sezgilerimizdedir, akılcı ve sistematik düşünce ancak gerek görüldüğünde ve imkân olduğunda devreye girer. Dolayısıyla dinlenmek için bir şarkı açacakken, açacağımız şarkı aklımıza genellikle kendiliğinden gelir ve üzerine daha fazla düşünmeden şarkıyı açarız. Ama müzik zevki birbirinden farklı üç arkadaşımıza ev sahipliği yaparken, aklımıza ilk gelen şarkıyı bir kenara koyar, herkese uygun (örneğin, çok gürültülü olmayan ama çok düşük tempolu da olmayan, mümkünse enstrümantal) bir şarkı bulmak için belleğimizi dikkatle tararız.

Burada artık direksiyon otomatik düşünce tarzından, sistematik düşünce tarzına geçmiştir. Bu iki düşünce tarzı birbirini tamamlar, beraber ve sürekli etkileşim halinde zihnimizde var olurlar ve kararlarımızı belirlerler. İleriki yazılarda bu düşünce tarzlarından daha fazla bahsedeceğiz, ancak şimdi esas konumuza geçelim.Daha önceki yazılarda, iradenin sınırlı bir havuz veya yorulabilen bir kas gibi çalıştığına işaret eden araştırmalardan bahsetmiştik. Bu araştırmalara göre, duygu, düşünce, davranış veya dikkatimizi kontrol etmemiz gereken işler yaptığımızda, bu sınırlı havuzu azaltıyor ve hemen sonraki irade gerektiren başka bir işte daha zayıf hale geliyoruz.

Anastasiya Pocheptsova ve arkadaşlarının yaptığı araştırma ise, kendimizi kontrol etmenin, sonrasında verdiğimiz kararlar üzerinde de etkili olduğuna işaret ediyor. Bu araştırmada katılımcılardan dikkatlerini veya davranışlarını kontrol etmelerini gerektiren bir iş yaptıktan hemen sonra birtakım kararlar vermeleri isteniyor.Örneğin bir deneyde, katılımcılara birkaç ev adayı verilip, hangisinin en iyi aday olduğunu, bir başkasında ise birden fazla özelliği göz önünde bulundurarak dizüstü bilgisayar veya kamera adaylarını değerlendirip birini seçmeleri isteniyor. Hepsinin işaret ettiği sonuç ise benzer: İrade havuzunu azaltacak işler yapmış olan katılımcılar, bunu yapmamış katılımcılara kıyasla sistematik düşünce tarzından daha uzak kararlar veriyor. Örneğin irade havuzunu tüketmemiş kişilerin, bir dizüstü bilgisayar seçerken birden fazla özelliği değerlendirip, bunları uzlaştıran bir orta yolu bulmaya daha meyilli olduğu görülüyor.

Daha önce bahsettiğimiz araştırmalar, bu irade havuzunun; duygu, düşünce ve davranışların kontrol edilmesi kadar, art arda verilen kararlar veya düşük kan şekeriyle de azaldığını göstermişti. Dolayısıyla etraflıca ve dikkatli bir değerlendirme yaparak vermemiz gereken bir karar varsa, bu kararı, bu gibi işler yaptığımız ya da art arda birçok karar verdiğimiz bir sürenin sonunda veya kan şekerimizin düşük olduğu bir anda vermememiz daha doğru olacaktır! Tabii ki verdiğimiz kararların tek belirleyicisi bu etkenler olamaz ve elbette sezgisel olarak verilen her karar “yanlış” değildir (bazen akılcı/sistematik tarzda verilen bir karardan daha doğru da olabilirler), ancak karşılaştığımız durum sistematik düşünce gerektiriyorsa, buna olabildiğince uygun bir zihinsel ortam yaratmakta fayda var!

Kaynaklar:

Baumeister, R. F. (2014). Self-regulation, ego depletion, and inhibition. Neuropsychologia, 65, 313 – 319.

Pocheptsova, A., Amir, O., Dhar, R., & Baumeister, R. F. (2009). Deciding without resources: Resource depletion and choice in context. Journal Of Marketing Research, 46(3), 344-355.

Etiketler
Onay Bekleyenler 0
Yorumlar 0
Yorum Yapmak için Üye Girişi yapınız.
Uzmanın Sitedeki Foto Galerileri (Toplam kez okundu)
Uzmanın Sitedeki Yazıları (Toplam kez okundu)