Menu
KORUYUCU SAĞLIK

D vitamini ve Sağlık Etkileşimi

D vitamini ve Sağlık Etkileşimi
Yayınlanma Tarihi: 17.06.2014
Okunma Sayısı: 5227

D vitamini, kalsiyum ve fosforun sindirim yollarında kullanımı ve emilimi ile yetişkinlerde ve özellikle çocuklarda büyüme için oldukça önemli bir vitamindir.
 
Insanlar için D vitaminin major kaynağı ultrviyole B (UVB) radyasyonudur. Diyetle alınan D vitamini ise ikinci kaynaktır. D vitamininin yaklaşık %95’i güneş ışınlarının etkisiyle deriden sentezlenmektedir. Dolaşımdaki D vitamini öncelikle karaciğerde metabolize olur, daha sonra böbrekte aktif vitamin D haline dönüşür. Aslında D vitaminini diğer vitaminlerden farklı olarak bir hormon gibi değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olur. Yerine getirdiği görevlere baktığımızda D vitamini kemik erimesine yol açan hormonunun salgılanmasını önler, bağışıklık sistemini güçlendirir, hipertansiyon, kalp hastalıkları, bazı kanser hastalıklarına karşı koruyucudur.
 
Vitamin D’nin, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği, yapılan çalışmalarda belirtilmiştir. Ayrıca DNA hasarının tamirini de arttırmaktadır. Özellikle kolorektal, prostat ve meme kanseri üzerinde yapılan çalışmalarda D vitamini takviyelerinin kanserden korumada oldukça etkili olduğu saptanmıştır.
 
Kas zayıflığına karşı vücudu korur, kalp atışının düzenlenmesinde etkilidir, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için gereklidir. Yapılan çalışmalarda tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarında D vitamini eksikliğine rastlanmıştır. Özellikle güneş ışığını az alan bölgelerde yaşayan kişilerde, multipl skleroz(MS), crohn hastalığı gibi otoimmün hastalıkların daha sık görüldüğü tespit edilmiştir.
 
D vitamini sindirim sisteminden kalsiyum emilimini artırır ve kemiklerde kalsiyum birikimine yardım eder. D vitamini kalsiyum emilimini ve kalsiyumun aktif taşınmasını hızlandırarak artırır. Özellikle bağırsak dokularındaki epitel hücrelerde kalsiyum emilimine yardım eden, kalsiyum-bağlayıcı proteinlerin oluşumunu artırır. Vücuda besinler yoluyla Provitamin-D şeklinde alınır. Güneş ışınlarının etkisiyle deride D vitaminine dönüşür. Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gereklidir. Kuvvetli kemik ve dişler, bu vitaminin kalsiyumu buralara yerleştirmesiyle olur.
 
Güneşe maruz kalma derecesi ile serotonin düzeyleri arasında da pozitif bir ilişki saptanmıştır. Düşük D vitamini düzeyi ise kronik yorgunluğa ve depresyona yol açabilir. D vitamini böbreküstü bezlerinde tirozin hidroksilazı aktive ederek dopamin, norepinefrin ve epinefrin salgısını artırdığından eksikliği durumunda takviye edilerek özellikle kış aylarında görülen depresyon tedavisinde olumlu etkilere sahiptir. Ağır stress ise, D vitamin ve kalsiyum ihtiyaçlarını artırır. Kış aylarında anksiyete ve depresyona daha sık rastlanmasından yola çıkılarak, yapılan çalışmalarda, bu bireylerde düşük D vitamini seviyelerine rastlanmıştır. Buna bağlı olarak da osteoporoza bağlı kalça kırıkları olduğu görülmüştür.

Son yıllarda yapılan epidemiyolojik çalışmalarda D vitamini eksikliği ile Tip 1 ve Tip 2 Diabetes Mellitus (DM) gelişimi arasında ilişiki göstermiştir. Deneysel çalışmalarda D vitaminin DM patogenezinde rolü olabileceği görüşünü desteklemiştir. Ayrıca D vitamini replasmanının uzun dönemde DM gelişme riskini azaltabileceği bildirilmektedir. D vitamini koruyucu etkilerini immün sistem ve kalsiyum metabolizması üzerinde gerçekleşmektedir. Insulin salgılanması kalsiyum ile bağlantılı olduğundan, vitamin D'nin ayrıca beta hücrelerinden insulin salgılanmasını düzenlediği düşünülmektedir. D vitamini kullanan gebelerde, çocuklarda Tip 1diabet oluşma riskini düşürdüğüne dair çalışmalar da bulunmaktadır.

Günümüzde hava kirliliğinin artması, mevsimsel ultraviyole ışınlardaki değişiklikler, D vitamini seviyesinin düşmesine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak yapılan çalışmalarda bu bireylerde, kronik kalp hastalığı, kalp krizi, inme ve ateroskleroz riski artmaktadır.
 
Kronik böbrek hastalığı, artmış kardiyovasküler risk ve mortalite ile birliktedir ki, bu durum kısmen D vitamini yetesizliği ile ilgili olabilir. Vitamin D tedavisi ile hastaların sağkalımının arttığı gösterilmiştir. Bir meta-analizde günlük > 500 IU Vitamin D verilmesinin bütün nedenlere bağlı mortaliteyi, kısmen de kardiyovasküler ölümleri düşürdüğü saptanmıştır.
Çoğu çalışmada obezlerde Vitamin D düzeyi düşük olarak bildirilmektedir. VitaminD eksikliği ile birlikte adipozite(yağ dokusu) artışı ve dislipideminin görülmesi Vitamin D eksikliğinin obezitenin potansiyel bir nedeni olduğunu düşündürmektedir.
 
Vitamin D Kaynakları: 
Karaciğer, balık(sardalya ve somon), kırmızı et, yumurta sarısı, balık yağı, tereyağı, süt, yogurt, peynir, tam tahıllı ekmek, mantar en çok d vitamini içeren besinlerdir.
 
Günlük ihtiyaç: 
0-30 yaş arası için 200 IU, 
31-50 yaş arası için 300 IU, 
51-70 yaş arası için 400 IU ve 71 yaş ve üzeri için 600 IU’dir. 
 
Günlük D vitamini gereksinimi; kollar, bacaklar ve yüzün 20 dakika gün ışığına maruz kalmasıyla karşılanabilir.
 
Genelde yeteri kadar güneşe maruziyet Vitamin D yoksunluğu veya yetmezliğini önleyebilmekte ise de, güneşin deriye ulaşmasındaki sorunlar (yüksek rakımda veya enlem boylarında bulunmak, hava kirliliği yaratan durumlar ve yaşlılıkta yoksunluk tabloları veya bazı hastalıklara yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Sağlık üzerine bütün bu önemli etkileri nedeniyle her bireyin önerilen dozlarda Vitamin D almasının sağlanması gerekmektedir.



Etiketler
Onay Bekleyenler 0
Yorumlar 0
Yorum Yapmak için Üye Girişi yapınız.
Uzmanın Sitedeki Foto Galerileri (Toplam kez okundu)
Uzmanın Sitedeki Yazıları (Toplam kez okundu)